Anadolu Sigorta Bakırköy Merka Sigorta, "Sağlık Sigortaları" (05338152013)

Özel Sağlık Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Atilla Kara, ülkemizde de görülen Epilepsi (Sara) hastalığının kişinin günlük yaşamını, sosyal hayatını ve psikolojisini de önemli ölçüde etkileyebildiğini söyledi.

Epilepsi nöbetinin 10 saniyeden 10 dakikaya kadar uzayabildiğini belirten Uzm. Dr. Kara, nöbet sırasında kişinin nerede bulunduğunun büyük önem taşıdığını vurguladı.

Epilepsinin gelip geçici bilinç kaybıyla seyreden bir hastalık olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Atilla Kara, “Önemli olan, bilinç kaybı sırasında kişinin nerede olduğudur. Çünkü kişi düşebilir, bir kazaya maruz kalabilir veya kendisini yaralayabilir. Nöbetlerin çok sık ve art arda yaşanması ise kişinin yaşamını ve sosyal hayatını ciddi şekilde zorlaştırabilir” diye konuştu.

Hastalığın günlük yaşam kalitesini de etkilediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Kara, epilepsi hastalarında nöbetin ne zaman ortaya çıkacağına ilişkin endişenin zamanla kaygıya dönüşebildiğini söyledi.

Hastaların pazara gitmek, dışarı çıkmak, çalışmak, okula devam etmek veya araç kullanmak gibi günlük faaliyetlerde “Her an nöbet geçirir miyim?” endişesi yaşayabildiğini belirten Dr. Kara, epilepsinin fiziksel sonuçlarının yanı sıra sosyal ve psikolojik etkilerinin de bulunduğunu ifade etti.

YÜZDE 80 ORANINDA NEDENİ BELİRSİZ

Epilepsinin, yüzde 20 oranında beyinle ilgili sorunlardan kaynaklanabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Atilla Kara, “Beyin tümörleri, damar tıkanıklıkları ve travmaları epilepsiye yol açabilir. Doğum travmaları da nedenler arasında yer alabilir. Epilepsi vakalarının yaklaşık yüzde 80’inde ise kesin neden belli değildir. Genetik özellikler de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabilir ancak mutlaka genetik bir neden bulunması gerekmez” dedi.

HER YAŞTA ORTAYA ÇIKABİLİYOR

Epilepsinin her yaşta ortaya çıkabileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Atilla Kara, hastalığın özellikle çocukluk döneminde ve ileri yaşlarda daha yoğun görüldüğünü söyledi.

Uzm. Dr. Kara şöyle devam etti: “Çocukluk döneminde başlayan bazı epilepsi türleri ilerleyen yaşlarda devam edebiliyor veya bir süre geçtikten sonra yeniden ortaya çıkabiliyor. Daha önce hiç epilepsi nöbeti geçirmemiş kişilerde de hastalık ileri yaşlarda ilk kez görülebiliyor.

Epileptik nöbetlerin farklı çeşitleri oluyor. Saniyeler süren dalma nöbetlerinden kol ve bacaklarda sıçramalara, halk arasında “sara nöbeti” olarak bilinen kişinin düşerek kasılması, gözlerini dikmesi ve ağzından köpük gelmesi şeklindeki büyük nöbetlere kadar farklı tablolar görülebiliyor”

TANIDA HASTA ÖYKÜSÜ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Epilepsi tanısında hasta öyküsünün büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Atilla kara, nöbeti gören bir kişinin anlatımının veya nöbet anının kameraya kaydedilmesinin tanı açısından oldukça değerli olduğunu vurguladı.

Dr. Atilla Kara şunları söyledi: “Tanı sürecinde hastanın muayenesinin yanı sıra EEG olarak bilinen beyin elektrosundan da yararlanılıyor. EEG sayesinde nöbetin özellikleri ve beyinde hangi bölgeden kaynaklandığı konusunda bilgi elde edilebiliyor. Epilepsi tedavisinde ilaçların önemli bir yere sahip. Son yıllarda kullanılan çok sayıda ilacın nöbetlerin kontrol altına alınmasında başarılı sonuçlar veriyor. İlaç tedavisiyle hastaların yaklaşık yüzde 60-80’inde nöbetlerin kontrol altına alınabiliyor”

NÖBET SIRASINDA HASTAYI YAN ÇEVİRMEK GEREKİYOR

Epilepsi nöbeti sırasında yapılması gerekenlere de değinen Dr. Atilla Kara, nöbet sırasında kişinin kasılması ve ağızda salya veya köpük oluşması sonucu solunum yolunun kapanmasını engellemek için hastanın yan yatırılması gerektiğini söyledi.

Nöbet geçiren kişinin çevresinde bulunan sert ve tehlikeli cisimlerin uzaklaştırılması gerektiğinin de altını çizen Uzm. Dr. Kara, böylece hastanın başını, kolunu veya bacağını çarparak yaralanmasının önüne geçilebileceğini belirtti.
Toplumda nöbet sırasında uygulanan bazı yanlış müdahalelerin bulunduğuna da dikkat çeken Dr. Kara, şu ifadeleri kullandı: “Su dökmek, soğan koklatmak gibi uygulamalar doğru değildir. Nöbet sırasında hastanın ağzına kaşık gibi bir cisim konulması da son derece yanlıştır. Hastanın ağzına el veya parmak sokulmaması gerekir. Çünkü nöbet sırasında çene kasları çok güçlü olabilir ve ciddi yaralanmalar meydana gelebilir”