İstanbul'daki bazı işadamlarının şikayeti üzerine harekete geçen güvenlik güçleri, Hüseyin A. , adamlarını takibe aldı. 1 yıl süren takibin ardından, dün 14 ayrı ilçede eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Operasyonlarda çete üyesi 3'ü kadın 23 kişi kıskıvrak yakalandı. "Katran" adlı operasyonda yakalanan çete üyelerinden H.'nin polis memuru, E.T.'nin ise SAT komandosu binbaşı olduğu ortaya çıktı. Bu kişilerin çeteye aracılık ettikleri belirlendi.

ZORBALARIN SİCİLİ ÇOK KALIN

Liderliğini Batmanlı Hüseyin A'nın yaptığı çetenin adam yaralama, işyeri kurşunlama, yağma, tehdit, adam kaldırma ve gasp gibi 22 ayrı eylemi aydınlatıldı. Esnaf ve işadamlarına katran gibi yapışan çetede yer alan Senem adındaki kadının lider Hüseyin A'nın sevgilisi olduğu diğer iki kadının da azmettirici olarak görev yaptıkları kaydedildi. Suç örgütünün, hastane sahibi Dr. Hüsnü K. ile birlikte Behçet K. ve Cengiz K. isimli işadamlarını kaçırdıkları 20 bin dolar çek ve senet imzalattıkları ve Şişli'de bir barter ile bir tekstil firmasını yağmaladıkları belirlendi. Kendilerine gelen kişilerden vadesi geçen ödenmeyen çek ve senetlere karşılık yarı yarıya anlaşma yapan ancak tahsil ettikleri çek ve senetlerin tamamına el koyan çete üyeleri, adliyeye sevkedildi.

FUHUŞ ÇETESİNDE İKİ BÜROKRAT

Rusya, Ukrayna ve Özbekistan'dan iş vaadiyle getirdikleri kızların pasaportlarına el koyarak fuhuş yaptıran çeteyle ilgili fezleke hazırlandı. Şişli Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan fezlekede, 19 sanık hakkında 11 yıldan 22 yıla kadar değişen hapis cezaları istendi. Daha önce polis, savcı ve bir de hakimin adının karıştığı çetede, Çalışma Bakanlığı'nda görevli biri müdür 2 kişinin de yer aldığı öne sürüldü. Çete elemanlarının Çalışma Bakanlığı'nda müdür olan şahıs ile sık sık telefonda görüştüğü, kızlara çalışma izni verilmesi karşılığında para gönderildiği belirtildi.

KIZLAR ŞİKÂYETÇİ OLMADI

Fezlekede, kızların sanıklar hakkında neden şikayetçi olmadıkları da şu cümlelerle açıklandı: " Bu soruşturma kapsamında 38 yabancı uyruklu kız ifadelerinde şüphelilerden şikayetçi olmadıklarını söylemiştirler. Çünkü; ülkelerine döndüklerinde açlık ve sefaletle karşılaşacaklarını bilmekte olduklarından ve burada oldukları gibi dönüşte de kendilerini tedarik eden gayri yasal örgütün baskılarından korkarak çaresizliklerinden her duruma katlanmak zorunda oldukları anlaşılacaktır."

Tolga ATAR/İSTANBUL