20. YÜZYILIN YILDIZI
Sesinin yanı sıra dünya genelindeki stadyumlarda on binlerce kişiye verdiği konserler ve düet albümleriyle iz bırakan " Büyük Luciano" Pavarotti, sanat çevrelerinin dikkatini ilk kez sahne aldığı Covent Garden'da 1963 yılında çekti. Sesi ve karizmatik sahne performansıyla 1960 ve 1970'li yıllarda şöhret basamaklarını çıktı ve kendisine gerçek bir hayran kitlesi oluşturdu. Ünlü tenor, Placido Domingo ve Jose Carreras ile düzenlediği " İç Tenor" konserleriyle, birçok şarkıcıyla ortak söylediği düetleriyle ve hayır konserleriyle gönüllerde taht kurdu
OPERANIN YILDIZIYDI
Eleştirmenlerin sanatsal yönü daha gelişmiş olarak gösterdiği Domingo dahil bazı tenorların erişemediği doğal yetenek ve sempatikliğe sahip olan Pavarotti, Enrico Caruso ile başlayan 20. yüzyıl opera tarihinin en büyük yıldızlarından biri olarak göze çarpıyor. Kariyerini, " Evet Giorgio" ile " Rigoletto" filmlerinde rol alarak süsleyen, ancak beyazperdede istediğini bulamayan Pavarotti, " Ben, Luciano Pavarotti" adlı otobiyogrofisini de kaleme aldı.
KALPLERDE İZ BIRAKTI
Pavarotti, sıcak gülümsemesiyle, Neapolitan folk şarkılarını söylediği sırada terini sildiği beyaz mendiliyle, pop şarkıcılarıyla yaptığı düetlerle, on binlerce kişiye hitap ettiği stadyum konserleriyle, Bosna savaşı sırasında U2'nin solisti Bono'yla düzenlediği konserle ve neşeli Noel şarkılarıyla Pekin'den Buenos Aires'e tüm sevenlerinin kalbinde iz bıraktı.
ANKARA'DAN GERİ GÖNDERİLMİŞTİ
Pavarotti, sanat çevrelerinin ilk dikkatini çektiği 1963 yılında, yaşamında iz bırakan bir başka olay daha yaşadı. Ünlü sanatçı, Devlet Opera ve Balesi tarafından davet üzerine geldiği Ankara'da başarısız bulunarak geri gönderildi. Henüz 2 yıllık tenor olan ve o yıllarda sesi tam olarak oturmamış Pavarotti, Ankara'nın kuru havasında sesini istediği gibi kullanamadığını farketmişti. Devlet Opera'sından zor bir oyunda tenor olarak davet alan Pavarotti, ilk konserden sonra "yetersiz" bulunarak geri gönderildiğinde 28 yaşındaydı...
BU OLAYI HİÇ UNUTMADI
Pavarotti bu başarısızlığı hiçbir zaman unutmadı. Türkiye ve Türklere sempati ile bakan ünlü tenor, çevresindekilere o günleri anlatırken "Demek ki o zaman o kadar da iyi değilmişim" demekten çekinmedi.
İKİ KEZ GUİNNES'E GİRDİ
Dinleyici kitlesi sınırlı olan opera müziğini milyonlara sevdiren Pavarotti'nin 2 Guinnes rekoru bulunuyor. Bir konserinde sahneden ayrıldığında seyirci tarafından tam 165 kez alkışlanarak sahneye geri çağırılan tenor, hiçbir müzisyene nasip olmayacak bir ilgi görerek Guinnes Rekorlar Kitabı'na girmişti. Guinnes'lik diğer rekoru ise, Placido Domingo ve Jose Carreras ile doldurduğu The Three Tenors in Concert albümünün, tüm zamanların en çok satan klasik albümü olarak tarihe geçmesidir.







