Nebahat Hanım, Ramazan'ın sizin için anlamı nedir, anlatır mısınız? Ramazan, dinimizde ruhani bir olgudur. Allah ile kul arasında geçen mistik bir duygudur. İnsanların ruhunun huzura eriştiği ve ruhani bir rahatlığın sağlanabildiği bir aydır.
Ramazan ayını nasıl geçirirsiniz?
Ramazan ayında da maalesef ki çalışıyorum. Sonuçta belirli bir zaman dilimi için sözleşme yapıyorsunuz ama yaptığınız mukaveleye, 'ben şu, şu tarihler arasında olmayacağım' diye bir madde ekleyemiyorsunuz.
Her yıl düzenli olarak oruç tutar mısınız?
Yılda en az 10 gün tutabiliyorum. Çünkü o kadar yoğunum ki, elimden geldiği sürece ibadetimi yapmaya çalışıyorum. Ayrıca benim midemde ülser ve gastrit var.
Orucun insan sağlığına katkıları konusunda bilginiz var mı?
Sabahtan itibaren akşam saatine kadar yemek yenmemesi midenin dinlenmesi açısından da çok önemli bir zaman. Günümüzde bir çok insan mide ağrısı çekerken, Ramazan ayı aslında bunları kontrol altına alabilmek için çok güzel bir süre.
Ramazan ile birlikte çarşı pazarda fiyatların yükselmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu insanların vicdanına kalmış bir şey. Eğer bu kişiler dini inanca sahiplerse böyle bir şey yapmazlar. Bu bir insanın hakkına tecavüz etmek demek. Düşünün hem de böylesine kutsal bir ayda yapılıyor. Ramazan fırsatçılığı yapmak ticari ahlaka da sığmaz.
DOSTLARA İFTAR SOFRASI
Mutfakla aranız nasıl, sadece Ramazan ayında yapılan özel yemekleriniz var mı?
Ben orucumu bir ayda tutsam, midemdeki rahatsızlık sebebiyle sadece kahvaltılıklarla ayakta kalabiliyorum. Yemek yiyemiyorum, çünkü sonrasında midem çok yanıyor. Ama dostlarım için tabii ki yemek yapar, iftar sofrası hazırlarım.
Sahur vakti uyanmak için nasıl bir önlem alırsınız?
Ben hiçbir önlem almıyorum. Nasıl olduğunu hiç bilmesem de sürekli olarak kendiliğimden uyanıyorum.
ŞİMDİKİ ZAMANIN ÇOCUKLARI BİZİM KADAR ŞANSLI DEĞİLLER
Çocukluğuma dair o kadar güzel anılarım var ki, düşünmek bile bana bazen huzur veriyor. Hiç unutmuyorum, ilkokul üçüncü sınıfa giderken bir gün iftar topun atılmasını bekleyemeden yemek yemiştim. Zaten sofrada oturuyor, iftar saatinin gelmesini bekliyordum. Karnım çok acıkmıştı, yemekler de gözüme o kadar güzel göründü ki dayanamayıp afiyetle yedim. Hem yiyor, hem suçluluk duygusu yaşıyordum. Orucumu bozmuş oldum. Ama sonrasında çok üzülmüştüm. Anneannem beni hüzünlü halimi görünce, bir şey olduğunu anlamıştı. Ona doğruyu söyledim. Hiç unutmam, " Üzülme kızım. Allah affeder" demişti. Küçüklüğümde sahura hep, ezanın okunmasına 15- 20 dakika kala kalkardım. Kalkardım çünkü sahurda pide yemeyi çok severdim özellikle. Sahurda uyanırken hiç rahatsız olmazdım, o kadar güzel uyanılıyordu ki... Sofrada eski hikayeler anlatılırdı. Büyük küçük herkes sofrada olurdu. Çocukluğumda en keyif aldığım anlar Ramazan sofralarıydı. Bir de pide almaya fırınlara giderdik. Pidelerin üzerlerine güzelce yumurtalar sürülür, tepsilerle baklavalar, yemeklerle birlikte fırınlara gider, orada pişirtirdik. Hep o günleri tebessümle hatırlarım. İnsan bazen, keşke çocuk kalabilseydim demeden geçemiyor. Ama zamanın çocukları bizim kadar şanslı değiller.
Nebahat Çehre'nin İFTAR MÖNÜSÜ
Tavuklu şehriyeli çorba
Türlü
Haşlanmış tavuk
Paçanga Böreği
Rokalı havuç salatası
Erik komposto
Tremusu
Batuhan Özkardeşler







