Ramazan ayının farklılığını hangi yönleriyle hissediyorsunuz?
Ramazan ayının kendine has bir özelliği var. İnsana hem huzur veriyor hem de sabır. Herşeye rağmen insanı zinde hissedirip güzel düşünmesine vesile olan bir ay. Görevlerimiz gereği ağırlıklı olarak Ankara'dayız. Ancak Ramazan ayını İstanbul'da yaşamak daha başka bir tat veriyor. Ya alıştığım için böyle ya da bu ayı yaşadığınızı her yönüyle sizlere hissettiren bir şehir. Bu ayın Meclis'in tatilde olduğu bir döneme denk gelmesi de bizlerin vaktinin boş geçtiği anlamına gelmiyor. Dayanışma imkânının doğduğu bir aydayız. Yoksulu, fakir gurebayı anlama ayı. Ben genellikle davetlerden ziyade fakir sofralarında iftar açıyorum. İftar öncesi olduğu gibi iftar sonrasında da ziyaretlerimiz oluyor.
SOFRA HAZIRLANMASI KEYİFLİYDİ
Çocukluğunuzun Ramazanlarından neleri hatırlıyorsunuz?
Çocukluğumda yaşadığım Ramazan'la ilgili ilkleri çok iyi hatırlıyorum. Zaten bunlar birçok kişinin unutamadığı şeyler. Çocukluğumda Ramazan ayı yaz mevsimine denk geliyordu. Bir çok ev işi bugünkü koşullarda olduğu gibi değildi. Bu yüzden annem erken kalkardı. Özellikle hamur işleri gibi uzun zahmetli işlere girişilirdi. Özellikle sindirimi de düşünerek kompostolar ihmal edilmezdi. Sofraların hazırlanması ise başka bir keyif verirdi. Çocuk olduğumuz için oruç tutmayacak olsak bile sahura kalkardık. Evdeki o telaş beni mutlu ederdi. 'Eskiden Ramazanlar çok güzeldi' demek yerine Ramazan'ın belik de güzelliğini hissettiren yönlerini yaşatmak gerekiyor.
Öncelikle sevdiğiniz yiyecekler nelerdi?
İftar öncesi gün boyunca çikolata gibi şeyleri küçük kutulara koyup biryerlere sakladığımı hatırlıyorum. İftardan sonra onları yemeyi çoğunlukla unuturdum. Ertesi gün aklıma geldiğinde yine " Akşama mutlaka bunları yiyeceğim" derdim. Bir de oruçlu olduğumu sık sık unuturdum. Unutunca su içerdim. Bu yüzden annem buzdolabının üzerine yazdığı " oruçlusun yeme, içme" uyarılarını yapıştırırdı. Şimdi oğluma bakıyorum, unutarak su içtiğini ya da birşey yediğini görmüyorum.
Sahura kalkar mısınız?
Sahuru ihmal etmem. Ramazan'ı iyi anlamak ve idrak etmek istiyorsak mutlaka sahura kalkması gerektiğini düşünüyorum. Ramazan'ın anlamının neredeyse yarısını sahurda buluyorum. Bunu bizden sonraki nesillere de aktarmalıyız.
EVE ZAMAN AYIRAMIYORUM
Mutfakla aranız nasıl?
Aslen Konyalı'yım. Konya'nın mutfak kültürü çok zengin. Yoğurt çorbası yanında bamya çorbası su böreği de meşhur. Etli ekmekle fırın kebabı herkesin bildiği şeyler. Sadece zeytinyağlı ve bayık kültürü yok. İyi yemek yaptığımı düşünsem de maalesef vaktim olmuyor. Eve zaman ayıramıyorum. Yine de yapamadığım yemek yok. Her yemeği yaparım. Ancak tatlı yapmayı pek beceremem. Belki de yemediğim için böyle. Ancak puding yapabilirim. Pasta, börek işlerini de pek beceremiyorum.
Özellikle Ramazan ayında ziyaret ettiğiniz mekanlar var mı?
Ramazan'ın anlamına uygun bir şekilde idrak etmeye çalışıyoruz. Ben her zaman Eyüp Sultan'ı ve Yahya Efendi Dergahı'nı ziyaret etmekten büyük bir huzur duyuyorum. Tabi ki yaşlılarımızla yetiştirme yurtlarındaki çocuklarımızı da ihmal etmiyorum. Ziyaretlerime bayramdan önce başlayıp bayram boyunca devam ediyorum. Ancak hepsine yetişmek mümkün olmuyor. Toplumun dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bugünlerde özürlüleri, yaşlıları, kimsesizleri, garip gurebayı ziyaret edip gönüllerini almaya çalışıyorum. Her bir ziyarette kendi ailemle birlikte olmuş kadar mutlu oluyorum.
Ailenizle iftar yapabildiniz?
Sadece oğlumun eylül ayındaki doğum günü vesilesiyle iftar sofrasını ailemle paylaşma fırsatı yakaladım.
Size göre iftar sofrasının olmazsa olmazı var mı?
Ramazan'ın bereketi iftar sofralarına bile yansıyor. Dar gelirli bir ailenin bile iftar sofrasında bir çeşitlilik oluyor. Ramazan'a özgü her yiyeceğin o sofrada bulunması ayrı bir tat. Benim için bir iftar sofrasında vazgeçilmez iki şey var. Bunlar çorba ve hurma. İftarda zeytin ve peynirin de bulunması güzel olur.
Nimet Çubukçu'nun İFTAR MÖNÜSÜ
Yoğurtlu çorba
Bamya çorbası
Mantarlı tas kebabı
Pilav
Zeytinyağlı fasulye veya lahana sarması
Mehmet CANITATLI







