Her yıl düzenli oruç tutabiliyor musunuz?
Oruç tutmaya ortaokul son sınıfta başladım. Allah'ım bana oruç tutamayacak derecede bir hastalık vermemesi için her zaman dua ederim. Ramazan ayında oruç tutmazsam kahrolurum. Çok etkilenirim. Çünkü ramazanı sadece oruç tutmak olarak düşünmüyorum. Ramazan aynında ben bütün on bir aylık kötü alışkanlıklarımın hepsini bırakırım. Bir radyo programcısı olmama rağmen kendi programımda çaldığım müziklerin dışında müzik dinlemem. Hep ilahi ve tasavvuf dinlerim. Ramazan eşittir benim için ilahidir.
Teravih namazı kılar mısınız?
Fırsat buldukça teravih namazına gitmeye çalışırım. Teravih namazına gittiğim zaman müthiş bir haz duyarım, kendimi bütün günahlarımdan arınmış gibi hissederim. Özellikle de teravih namazına gittiğim zaman kendime, çocukluğuma dönüyorum. Babam geliyor aklıma. Kendi mahallemiz geliyor. Çocukluğum geliyor aklıma.
Küçükken mahallenize Ramazan davulcusu gelir miydi?
Çocukluğumda mahallemizin davulcusu yoktu maalesef. Ama onların yerine tenekeciler vardı. Mahallenin çocukları hep bir olup, bütün sokakları tek tek gezip, bütün evlerin ışıkları yanana kadar teneke çalardık. Tabii aralarında ben de vardım.
İftar sofrasının sizin için olmazsa olmazları nelerdir?
Mutfakla aram iyi değildir ama çayı çok severim. Zayıf iftar yaparım. Sahurda daha ağırlıklı yerim. Sahurda da daha çok kahvaltı yaparım. Radyodan önce biraz meyve yerim. Patates kızartması ve pilavı çok severim. Tatlı niyetine de sadece güllacı tercih ederim. Güllaç yine ramazanda benimle bütünleşen bir tatlıdır. Fakat yesem de yemesem de hurmayı yemek masasında görmek isterim.
Susadığımı hiç hatırlamıyorum
Çocukluğunu Ankara'da geçiren Gökçe, ilk orucunu ve iftarını dün gibi hatırlıyor. Belli etmese de o günleri özlediği her halinden anlaşılıyor. Ve başlıyor o günleri şair edasıyla anlatmaya
Ağustos'a düşen ramazanlar gelirdi çocukluğuma. Ankara'da oruç dokuz gibi açılıyor o zamanlar. Çok iyi hatırlıyorum, o dönem tuttuğumuz oruçların karşılığında babam bize para verirdi. Tabii biz de seve seve tutardık. Ramazan'da Ulus başkadır. Babam da beni Ulus'a götürdü. Her yer çok kalabalık. Hayatımda hiç o gün ki gibi susadığımı hatırlamıyorum. Ankaralılar bilir, Ulus heykeli'nin önünde bir çeşme vardır. Babama, şu çeşmeye gidip bir elimiz yüzümü yıkayıp da geleyim dedim. Elimi yüzümü yıkarken suya dayandım, ama ne içtim ama ne içtim. Karnımı şişirdim. Babam bana bakıp yüzüme can geldiğini söylüyor. Şüphelenmiş olacak ki su içmedin değil mi diye benden onay bekliyor. Ben de tabii ki içmedim diye karşılık veriyorum. Bu arada benim oruç gitti. Ama kimseye belli etmiyorum. Eve vardığımızda annemim hoşafının kokusuyla mutfağa gidiyorum. Nasıl olsa gitti oruç diye geçiriyorum içimden. Hoşafı da doya doya içiyorum. Hiç kimsenin haberi yok. Ezan okunuyor, insanları iftarlarını açarken ben sadece bakıyorum. Sorduklarında hemen cevaplıyorum acıkmadım. O gün herkesten aferin aldım. Ama ben o ramazanı, o günü, o iftarı ömrüm boyunca unutamadım. Çocukluğumda unutamadığım tek ramazan o ramazan, iftar o iftar, oruç o oruçtur.
'Çocukluğumun gülen bir fotoğrafı yok'
Benim çocukluğumun gülen fotoğrafı yok. Ramazana dair çocukluğumuzun bir eğlencesi yoktu. Bakın şimdi çocuklara ramazanda kurulan etkinliklere katılıyorlar, elma şekeri yiyorlar, pişmaniye alıyorlar. Kendileri için hazırlanmış eğlenceler arasında ne kadar mutlular. Şimdi bugünün çocuklarına yirmi sene otuz sene sonra soracaklar.
Sizin çocukluğunuzda ramazan nasıldı?
Hemen cevaplayacaklar. Çadırlar kurulurdu. Çocuklar için eğlenceler düzenlenirdi diyecekler. Ne kadar güzel değil mi? Dünlerini hatırlayacak güzel bir anıları olacak. Elma şekerini tekrar yediklerinde bu gün yapılan etkinlikleri hatırlayacaklar. Belediyeleri bu konuda biraz daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Daha çok etkinlik düzenlensin' dedi.
Bedirhan Gökçe'nin İFTAR MÖNÜSÜ
Domates çorbası
Patates kızartması
Pilav
Güllaç
Hurma
Münevver ÇAKIRTAŞ







