Ata Demirer, " Hacıyatmaz" programının yapımcısı Okan Bayülgen'le kavga ettiği için yayından kaldırıldığı dedikoduları için, " Okan ile kavga etmek mümkün değil, çok kibar biri. Böyle bir şey asla yaşanmadı. Ama bir yalan haber üzerinize sıçrıyor ve yapışıp kalıyor. Bu da işin bedeli olmalı" dedi
n Önce geçmiş olsun diyelim. Uzun bir rahatsızlık döneminden sonra, yol kazasına uğrayan bir televizyon programı ve şimdi de yeni oyun ile tekrar sahnedesiniz. Yeni gösterinizin " Tek Kişilik Dev Kadro" dan farkı nedir?
- Tamamen değişik. Ama yine de birkaç eski klişeyi kullanmak zorunda kaldım. Mesela Bülent Ersoy'u... " Yine Bülent Ersoy taklidi var" diye eleştirebilirler; ama Popstar Alaturka gibi bir programa nasıl duyarsız kalabilirim? O program müthiş, Orhan Ağabey'e de gülüyorum açıkçası. Orada Hacivat-Karagöz durumları oluyor. Ama bunun dışında, yüzde 95'i farklı hikayeler üzerine kurulu...
n İlk program Ata Demirer'in dünyasını anlatıyordu. Şimdiki?
- Bu, tamamen dışarıya açık ve hepimizin dünyası. Siyaset de var, reklamlar da... Televizyondaki makaralar ve sosyal hayata dokundurmalar da... İzleyici karar verecek, ama ilk veriler çok iyi.
n Henüz birkaç gösteri oldu. Verilerin iyi olduğunu nasıl anlıyorsunuz?
- Tiyatroda bir adamımız var. Perde arasında seyircilerin arasına karışır ve neler konuştuklarını dinler. Ajan gibi. Sonra kulise gelir, duyduklarını anlatır. Oyunun tutup tutmayacağını o anda anlarsın. Saha gözlemcisi gibidir. Hayatımızdaki en önemli adamdır.
n " Siyasi espriler var" diyorsunuz. Bunları hangi kritere göre seçiyorsunuz?
- Gazete okurken " Oha be kardeşim" dediğim olayları koyuyorum. Genel olarak beni gerçekten şaşırtan durumları.
n Siyasette neler şaşırtıyor sizi?
- Mesela Başbakan'ın bir balyoz sayesinde hayatta kalması çok şaşırttı. Amerikan Başkanı'nı bir ordu ile koruyorlar, bizde balyozla otomobilin camını kırıyorlar. Komik değil mi? Ama bunlar azınlıkta. Toplasanız beş dakikayı bulmaz siyasi espriler.
'AVRUPA YAKASI' BENİ ŞİŞMANLATTI
n Yeni dönem komedyenlerde, siyasi eleştirilere pek rastlanmıyor. Söylendiği gibi, 12 Eylül'den sonraki kuşağın depolitize olmasının bunda bir rolü var mı?
- Bana göre iki nedeni var. Kamer Genç dışında, eski dönemdeki gibi komik, karizmatik siyasetçi yok. Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Turgut Özal gibi kişilikler yok. Doğal olarak onların hoşgörüsü de yok. Yani materyal zayıf. İkinci neden de şimdikilerin sert ve ürkütücü olması. Onların kendi aralarındaki sertliğini görünce, " Aman ağabey, biz de araya girip yanmayalım" durumları oluyor. Yoksa yapılacak çok şey var. Hoşgörü konusu
önemli. Terzilerle ilgili bir esri yapıyorsun, terziler ayaklanıyor.
n Başınıza geldi mi böyle bir şey.
- Hem de en komiğinden... " Avrupa Yakası" nı oynarken, bir diyetisyene gidiyordum. Dizide diyetisyenlerle ilgili bir bölüm vardı. O bölümden sonra telefonlar gelmeye başladı, " Diyetisyenleri nasıl böyle gösterirsiniz?" diye.
n Sizin diyetisyeniniz de mi aradı?
- O ve başkaları.. Diyetisyenlere gidemez olduk, yeniden şişmanladık.
n Televizyondaki canlı yayın ile sahnenin farkı nedir?
- Sahnede daha özgürsün. Seyirciyle bir bütün olursun, beraber dibe inersin, beraber yukarı çıkarsın. Her türlü tehlikeli suda gezinebilirsin. Otokontrolün varsa, her türü bel altı esprini yapabilirsin. Oysa televizyonda kimin seyrettiğini o an anlayamayacağın için, başına bela alabilirsin. Canlı yayında kendimi yular takılmış gibi hissediyorum. Bana bir gem vurulmuş, " Bu patikadan gideceksin" diye rotam belirlenmiş. Bu da benim gibi özgür koşmaya alışmış bir adam için çok zor.
OKAN'LA KAVGA ETMEDİK
n Televizyondaki " Hacıyatmaz" programını siz mi bitirdiniz, yoksa kanaldan mı böyle bir istek geldi?
- Ben bıraktım. Talk show durumunu sevemedim. Maddi olarak mecburiyetim yoktu. Sadece " Eller ne der, başaramadı diye yazılır" riski vardı. Bunları da göğüsledim. İçime sinmedi. Çünkü mizah açısından bakarsan talk show'cu, aslında Hacivat demektir. Oysa ben Karagöz'üm, yani tokadı atanım.
n Programın yapımcısı Okan Bayülgen ile stüdyoda kavga ettiğiniz yazıldı. Ettiniz mi gerçekten?
- Okan ile kavga etmek mümkün değil, çok kibar bir insandır. Böyle bir şey yaşanmadı. Ama bir yalan haber üzerinize yapışıp kalıyor.
n Bu arada, gerçekten çok kilo vermişsiniz. Kaç kilo verdiniz?
- Çok değil aslında... 15 kilo kadar, ama fizik tedavide vücuttaki yağların bir kısmı dönüşüyor. Üç ay sonra Rambo filmini bile çevirebilirim.
7. Hüseyin Facebook'ta
n Gani Müjde ile " Osmanlı Cumhuriyeti" adlı bir filme başlamışsınız. Nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?
- Padişah 7. Hüseyin... Çok makara bir iş... 2008'de Osmanlı İmparatorluğu devam etmektedir. Bugünün şartlarında, bu imparatorlukta ne gibi manzaraların yaşanabileceğini anlatıyoruz. Mesela padişah Facebook'a girip
arkadaşlarını arıyor. 3. William'la, 4. Henry ile buluşuyor. Bunun gibi makaralar.
RTÜK Başkanı Zahid Akman sorumluluğu üzerine aldı
n Beyaz'ın o unutulmaz programını soralım. RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın, Can Tanrıyar ile Petek Dinçöz'ün canlı yayındaki nikahında şahitlik yapmasına ne diyorsunuz?
- Ne diyeyim. Çok güzel... Allah adama neler yaptırıyor! Türk olmanın güzelliği burada işte.
n Güzelliği mi, garabeti mi?
Buradan ekmek yediğimiz için güzellik diyoruz. Bize de malzeme oluyor, sağ olsun. Hemen koyacağım programa. Bu ıskalanır mı? Düşünsenize, Can Tanrıyar ile Peter Dinçöz'ün evine kameralar kurulmuş. RTÜK Başkanı nikah şahidi olduğu için sorumluluğu da üzerine almış durumda. Salonda kötü bir laf söylendiği zaman, ev iki gün kapanıyor. Bu, çok mizahi bir damar.







