Müzik hayatının 40. yılını kutlayan Ahmet Özhan 'Yeteneğimi insanların bendeki alacağı olarak görmüşümdür. Benim güzel sesim varsa bunu insanları mutlu etmek adına kullanmam lazım geldiğini düşünüyorum' dedi.

Türk Sanat Müziği Sanatçısı Ahmet Özhan, 40 yıllık sanat hayatında saygınlığını korumasını ''şöhretin getirdiği aldatıcı sanal hayat biçimi yerine doğal hayat biçimini tercih etmesine'' bağlıyor. Ahmet Özhan, müziğe nasıl başladığını ve hayat felsefesini anlattı. Bir emniyet amirinin çocuğu olarak dünyaya geldiğini, bu yüzden eğitim hayatını Anadolu'nun değişik illerinde tamamladığını, ilk müzik eğitimini ise ailesinden aldığını anlatan Özhan, sözlerine şöyle devam etti:

" ÜÇ YAŞINDA ŞARKI EZBERLEDİM"

''Müzik yeteneğimi ailem keşfetti. Ailemden hep destek gördüm. Her fırsatta durmadan şarkı söyleyen bir insandım. Ne dinlersem ezberler, söylerdim. 3 yaşında Sadettin Kaynak'ın 'ayrılık yaman kelime benzetmek azdır ölüme' şarkısını söylermişim. Ailemde herkes kabiliyetliydi, ama tek profesyonel benim. Annem ut çalar, şarkı söylerdi, babamın çok güzel sesi vardı. Ablamın da sesi güzeldi. Neticede aileden gelen bir yakınlıktır benim müziğe yakınlığım. '

'Özhan, İstanbul Belediye Konservatuvarı ile ''feyizli bir musiki yuvası'' olarak tanıttığı Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne devam ettiğini ifade ederek, 1968 yılında profesyonel olarak sahnelere çıkmaya başladığını dile getirdi.

MEVLANA'YI, YUNUS'U BABAMDAN ÖĞRENDİM

Tasavvuf eğitiminin ailesinden geldiğini kaydeden Özhan, ''ilk tasavvuf sözcüğünü, Mevlana'yı, Yunus'u, Kur'an-ı Kerim'i, hadisi babamdan öğrendim. Hayat içinde beni geliştiren çok önemli kişi ve kurumlar olmuştur'' dedi. Ahmet Özhan, 1991 yılında kurulan Kültür Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu'na Genel Yönetmen olarak atandığını, 1998'de Devlet Sanatçısı unvanını aldığını, Hacı Arif Bey, Aliş, Hafız Yusuf Efendi gibi müzikal belgesel filmlerde rol aldığını, Singapur'da yapılan Asya Müzik Festivali'nde Türkiye'yi temsil ettiğini, 1980'den beri iştirak ettiği Konya Mevlana İhtifalleri, 1984'den beri yer aldığı İstanbul Festivali ile ''Güldeste'' isimli klasik ve tasavvuf müziği konserleri ve Tokyo'dan San Francisco'ya kadar pek çok yurt dışı ve sayısız yurt içi konserleri verdiğini bildirdi.