Provokasyon korkusuyla, 31 Aralık gecesi, Taksim'de, yılbaşı kutlamaları da yapılamamıştı. Demek, sadece 1 Mayıs'a yönelik bir endişe söz konusu değil.
Habertürk'te, Basın Kulübü'nde, Süleyman Çelebi'ye, Taksim'in önemini sordum. Eğer, amaç, 1977'yi anmak ve " gizli eli" lanetlemekse, pekala, o noktada bir uzlaşma zemini yakalanabilirdi. Ama şunu da kaydedelim, 1977'nin arkasında Kontrgerilla varsa, o tarihte, bugünkünden çok daha farklı bir hedef peşinde koşuyordu. O günkü Ergenekon veya Kontrgerilla, Türkiye Komünist Partisi'nin ve Sovyetler Birliği'nin dümen suyunda giden, mitinglerinde Marks, Lenin ve Stalin'li bayraklar taşıyan DİSK'e karşıydı. Bugünkü ise, " İslamcı gidişatın" , Kemalizm'in kazanımlarını zedelediğini düşünüyor ve " dincilere" cephe alıyor. Dolayısıyla, 1 Mayıs olaylarında, hükumetin hatalı olduğunu kabul etsek bile, DİSK'in de, Taksim ısrarıyla, Ergenekoncuların ekmeğine yağ sürmüş olduğu gerçeğini görmezden gelemeyiz.
Hükumet özeleştiri yapsın. Aynı özeleştiriyi, 28 Şubat sürecinde " Mahşerin 5 Atlısı" ndan biri olarak tanıdığımız DİSK'ten de beklemek hakkımız değil mi?
NAZLI ILICAK







