Baykal, partisinin Çanakkale İl Başkanı Hakan Evirgen'in düğün törenine katılmak için geldiği Çanakkale'de, belediye sosyal tesislerinde partililere seslendi. Türkiye'nin çok sıkıntılı bir dönemden geçtiğini, çok ciddi sorunları, sıkıntıları bulunduğunu savunan Baykal, "Biz bunları biliyoruz. Aslında böyle olması hiç zorunlu değildi" dedi.

Herkes sıçrama yaptı

Baykal, 6 yıl önce Türkiye'nin bir seçim sonrasında AK Parti'yi tek başına iktidar yaptığına işaret ederek, "2002 yılında bunlar iş başına geldiği zaman enflasyon yarı yarıya düşmüş, büyümede yüzde sıfırdan yüzde 7.9'a çıkmış, kalkınma başlamış. Ne zaman... Bunlar iktidara gelmeden önce. Böyle bir dönemde iktidarı devraldılar" dedi. Aradan geçen 6 yıla yakın sürede, Türkiye'nin bugün büyük sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu belirten Baykal, Türkiye konumundaki Brezilya, Arjantin, Hindistan, Çin gibi ülkelerin hepsinin büyük sıçramalar yaptığına dikkati çekerek şunları söyledi:

"Bugün bu ülkelerin her birisi ekonomik sorunlarını çözmeye başladı, borçlarını ödedi, ekonomilerini derleyip toparlandı. Türkiye onlardan daha iyi bir noktadaydı, ama şimdi onların tümünün gerisine düştü. Türkiye bugün büyük bir bunalım ve sıkıntı içinde. Türkiye'de vatandaşın hayatından memnun olduğunu ifade etmek artık mümkün olmaktan çıkmıştır." Baykal, demokrasinin sadece seçimden önce millete kömür ve poşet dağıtıp oy almaktan ibaret olmadığını, demokrasinin bir ahlaki, hukuki ve dürüstlük düzeni olduğunu söyledi.

Sürdürülemez bir tablo

"Ankara'da size güven veren, içinizi açan bir manzara var mı?" diye soran Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet kaynaşmış, bütünleşmiş mi? İktidar, Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, Silahlı Kuvvetler, üniversite, başsavcılık ne halde? Zaten 6 yıldır ülkeyi yönetiyorsun. Millet sana yüzde 47 oy verdi. Ülkede uyumu, kardeşliği sağlamak senin görevin. Sana her türlü destek ve katkı verilmiş. Daha neye ihtiyacın var? Topla kardeşim birleştir, bütünleştir. Bu tablo çok sakıncalı, sürdürülemez bir tablo. Ulusal bağımsızlık duygusu kaybolmuş. Bu işe bir son vermek lazım. Bunun yolunu hep beraber bulacağız."