Başbakan Erdoğan'ın sessiz kalması üzerine Dişli istifa etmeye karar verdi. Dişli'nin istifa dilekçesini Başbakan Erdoğan hemen işleme koydu.
MYK'DA KENDİNİ SAVUNDU
AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifa eden Şaban Dişli önceki gece yapılan MYK toplantısında kendisini savundu. Dişli, "Bu ticari bir iş. Banka kredisi almak için teminat verdim. Banka kredisi ile arsayı aldılar. Benim bu süreçte kimseyle görüşmem olmadı. Aziz Sezginler olayla ilgili dava açtı. Dava da 8 Ağustos tarihinde beraatla sonuçlandı. 11 Ağustos tarihinde belgeler Kemal Kılıçdaroğlu'nun eline geçmiş. Kemal Kılıçdaroğlu bu belgeleri almak için Aziz Sezginler'e para ödemiş" dedi.
PARTİME ZARAR VERİYOR
Dişli, toplantıda "Benim burada hukuka aykırı tek bir işlemim yok. Ancak hakkımdaki iddialar benden daha çok partiye zarar verir hale geldi. Partimin zarar görmemesi için istifayı bile düşünüyorum" dedi. Dişli'nin bu sözlerine karşılık Başbakan Erdoğan'ın "İstifa et veya etme "şeklinde hiçbir yorumda bulunmadığı öğrenildi. Dişli, Erdoğan'ın 'İstifa etme" dememesi nedeniyle istifa kararı aldı.
ERDOĞAN'LA ÖZEL GÖRÜŞTÜ
MYK toplantısının ardından Dişli, Başbakan Erdoğan ile özel olarak görüşerek istifa dilekçesini Başbakan Erdoğan'a verdi. Başbakan Erdoğan da Dişli'nin istifa dilekçesini AK Parti Genel Sekreterliği'ne dün gönderdi.
Konuya ilişkin bir basın toplantısı düzenleyen Dişli, "Silivri'deki imar değişikliğiyle ilgili hiç kimseyle görüşmediğini ve hiç kimseye ricada bulunmadığını" söylemişti. Dişli, "Basında yer alan başlıksız belge, eski ortağıma kredi temininde yardımcı olduğumu gösteren bir belgedir. Bu bir iş takibi veya rüşvet belgesi değildir" demişti. BİLAL ÇETİN/ANKARA
CHP'yle yargıda hesaplaşacağım
Şaban Dişli, istifasının ardından yaptığı yazılı açıklamada CHP ile yargı önünde hesaplaşacağını açıkladı. Dişli, "MKYK ve MYK üyeliği görevlerimden istifa kararı almış bulunuyorum. Bilinmelidir ki, bu kararımın birinci gerekçesi, şahsi hukukumun daima üstünde tuttuğum partimin hukukunu CHP'nin iftira siyaseti ve haksız saldırılarına karşı korumak olmuştur. İkinci gerekçem ise, şeref ve haysiyetime yönelik ağır iftiralar karşısında hukuk önünde daha güçlü bir mücadele verebilmektir. Hukukun temel ilkeleri, suçu mahkemelerce sabit olmadıkça herkesin masumiyetini esas almayı gerektirdiği halde, aksi yöndeki yargı kararlarına rağmen CHP yönetimi hem hakim, hem savcı yerine geçerek hakkımda yargısız infaz kararı vermiştir. Şimdi hukuk önünde hesaplaşma zamanı gelmiştir. CHP'nin iftiralarına karşı hukuk mücadelemi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyım" dedi.







