TÜM DÜNYA ETKİLENDİ
Dünyada finans piyasalarının ciddi bir krizden geçtiğini belirten Erdoğan, bu süreçte güçlü olduğu düşünülen birçok küresel ölçekli finansal kuruluşun iflas ettiğinin ya da el değiştirdiğinin görüldüğünü vurgulayarak, " Yüzyılda bir görülebilecek bir kriz olarak tanımlanan bu süreç sadece finansal piyasalarla sınırlı kalmamış, reel ekonomiyi de derinden etkilemiştir" dedi.
Reel ekonomi açısından durumu daha hassas hale getiren bir diğer hususun da özellikle gıda ve enerji hammadde fiyatlarında kaydedilen rekor seviyelerdeki artışlar olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, bu artışların tüm dünyada enflasyonu da ciddi bir şekilde tetkiklediğini belirtti. Gelişmiş ülkelerin ciddi bir sıkıntı içine girdiği bu dönemde olumsuz şartlardan gelişmekte olan ülkelerin de etkilendiğini anımsatan Erdoğan, bu etkilenme sürecinin de devam ettiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
REFORMLARI GERÇEKLEŞTİRDİK
" Elbette, Türkiye'nin tüm dünyayı bu derece sarsan bir dalgalanmanın tamamıyla dışında kalması beklenemez. Ülkemiz son yıllarda küresel sistemle hem ticari hem de finansal açıdan önemli ölçüde bütünleşmiştir. Bu noktada önemli bir hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bugünün dünyasında, bugünün ekonomik ortamında dünya ile bütünleşmeden kalkınmak, refah düzeyini artırmak mümkün değildir. Türkiye özellikle 1980'lerden itibaren küresel ekonomiyle bütünleşme mücadelesinin içindedir. 2002 yılı sonunda iktidara geldiğimiz andan itibaren bir yandan Türkiye ekonomisini küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesini verirken, bir yandan da bunun gerektirdiği reformları kararlı bir şekilde gerçekleştirdik."
'Türkiye eskisi gibi zayıf değil'
Başbakan Erdoğan, aynı ölçekte olmasa da son altı yılda yaşanılan küresel ve ulusal krizlerin yapılan bu reformlar sayesinde asgari etkiyle atlatıldığını belirterek, şunları söyledi: " Türkiye artık eskisi gibi krizlere ve dalgalanmalara karşı zayıf değildir. Makro ekonomik temellerini güçlendiren, hızlı bir değişimi ve dönüşümü yaşayan bir ülkedir. Son yıllarda uygulanan mali disiplin ve ihtiyatlı para politikaları mali sektörün önemli ölçüde güçlenmesi, gerçekleştirilen yapısal reformlar, artan uluslararası rezerv düzeyi, kamu borç yapısında ve seviyesinde sağlanan iyileşmeler ve dalgalı kur politikası Türkiye'nin şoklara karşı direncini ciddi manada artırmıştır. Ekonomimizin dayanıklılığı, Irak savaşı, 2006 yılı mayıs-haziran döneminde görülen küresel mali çalkantılar ve son dönemde Gürcistan'da yaşanan gelişmeler gibi dışsal şoklar karşısında esnekliğini ve dayanıklılığını ispat etmiştir. Bugün küresel ölçekte çok daha büyük bir dalgalanma sürecinden geçiyoruz." Erdoğan, bu süreçte tabloyu net olarak ortaya koymak gerektiğini ifade ederek, bulunulan türbülans ortamında bir süredir büyüme performansının son yıllardaki yüksek temponun biraz altında kalacağını vurguladı.
Dalgalanma ihracatı etkilemez
Bu yılın ilk altı ayında elde edilen yüzde 4.2 oranındaki milli gelir artışının, büyüme hızındaki kısmı yavaşlamanın, Türkiye ile benzer büyüklükteki ülkelerle kıyaslandığında sınırlı kaldığını gösterdiğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: " Dolayısıyla küresel büyümedeki yavaşlamanın, ihracat performansımız üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasını bekliyoruz. 2008'in 8 aylık döneminde 41 milyar YTL'lik bir faiz dışı fazla performansı yakalanmış ve bütçemiz 4.6 milyar YTL düzeyinde fazla vermiştir." Kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranının AB üyesi ülkelerde ortalama yüzde 60 seviyelerindeyken, bu oranın 2007 sonu itibariyle yüzde 39 düzeyine kadar çekildiğini belirten Erdoğan, bütçe açığında 2005 yılından itibaren, borç stokunda ise 2004 yılından itibaren Maastricht Ekonomik Kriterlerinin karşılandığına dikkati çekti.
Yıl sonu yabancı sermaye artacak
Başbakan Erdoğan, hükümetin ekonomideki en öncelikli hedeflerinden birisinin fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması olduğunu dile getirerek,önemli başarılar elde edildiğini belirtti. Erdoğan, enflasyondaki düşüş eğiliminin geçen 2 yıllık dönemde para politikasının kontrolü dışındaki çeşitli şoklar nedeniyle duraksadığını ifade etti. Türkiye'de çok tartışılan konulardan birinin cari işlemler açığı olduğunu belirten Erdoğan, bu sorunun temelinde yurt içi tasarrufların yatırım ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmaması ve Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olması gibi yapısal etkenlerin bulunduğuna işaret etti. Erdoğan şunları kaydetti: " Yılsonu itibariyle yabancı sermaye girişinin 15 milyar dolar civarında olmasını bekliyoruz, bütün bu olumsuzluklara rağmen." 6 yıllık dönemde gerçekleştirilen özelleştirme ve varlık satışı tutarının 50 milyar doların üzerinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, " Bunun önceki 18 yıllık dönemde gerçekleştirilen özelleştirme tutarının 6 katından daha fazla olduğunun altını çizmek isterim" dedi. Erdoğan, IMF ile nihai anlaşmanın Ekim veya Kasım ayında açıklanacağını belirtti.
Sihirli anahtar güven
Başbakan Erdoğan, " Güveni ve istikrarı asla gölgelememek, sarsmamak gerekir" dedi. Beklentilerin kötü seyrettiği, morallerin bozuk olduğu bir ortamda yatırımın, üretimin, ihracatın, istihdamın olamayacağını belirten Erdoğan, bu sürecin en önemli anahtarının " sihirli" diye nitelendirdiği " güven ve istikrar" olduğunu söyledi. Derslerini iyi çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, " Bugün ülkemiz dünyanın en büyük 17. ekonomisi konumuna yükselmiştir" diye konuştu.
TOKİ SİGORTAMIZ
Yeni yasama yılında Bankacılık Kanunu'ndaki değişiklikleri içeren yeni düzenlemeyle özellikle banka dışı mali kurumlara yönelik yasa taslağının finansal sistemin şeffaflığını ve ürün çeşitliliğini artıracağını belirten Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: " Geçmişte, küçük bir küresel dalgalanmadan, küçük siyasi krizden etkilenen ve kriz noktasına gelen ekonomi bugün devasa küresel krizlerle baş edecek bir yapıya kavuşmuştur. İşte Amerika'da bir mortgage olayı, olayları nerelere taşımıştır ama biz de bir TOKİ bizim sigortamız olmuş ve olumsuz etkilenme Türkiye'de görülmemiştir"
ÇALIŞANI EZDİRMEDİK
10 kilogramlık bir bulgur yardımı için insanların birbirini ezdiğini hatırlatılarak, " Bunu nasıl açıklayacaksınız?" diye sorulması üzerine Erdoğan, "Bizim dönemimizde sadece asgari ücrette yaşanan artış yüzde 78'dir. Enflasyona işçimizi memurumuzu ezdirmedik. Ülkemizin belli bölgelerinde vatandaşın durumu ortadadır. Bu dağıtımları yapan vatandaşı sivil toplumu ve belediyeyi takdir ediyorum. Bu dayanışma sürdürülmelidir. Biz Türkiye'de bütün sorunlar çözüldü demiyoruz ki. Biz göreve geldiğimizde 15 milyon yeşil kartlı vardı" şeklinde cevap verdi.
Halkımız gereken cevabı verecektir
Bir gazetecinin 'yolsuzlukların hakim olduğu bir süreç' ifadesiyle sorusuna başlaması üzerine Erdoğan, 'Bütçe fazlamız var. Böyle bir dönemi rahat geçirmemizin en büyük nedeni yolsuzlukların olmamasıdır. Bu hükümet hiçbir zaman karşılıksız para basmadı. Bizden öncekiler yolsuzluklarını gizlemek için her seferinde para bastı. Söze böyle başlamak yakışıksız. Halkımız Mart 2009'da en iyi cevabı verecektir. Neyin ne olduğunu o zaman göreceğiz' diye konuştu. Erdoğan başka bir soru üzerine de Merkez Bankası'nın işine karışmadığını belirterek, " Faizin biraz daha düşürülebileceğine inanıyorum" dedi. Erdoğan, nükleer santral ihalesinin de yarın yapılacağını söyledi.
En yüksek zammı polise yaptık
Emniyet Genel Müdürlüğü'nde dün akşam düzenlenen iftar yemeğine katılan Başbakan Erdoğan, en yüksek maaş zammını emniyet personeline yaptıklarını vurgulayarak, bununla asla övünmediklerini söyledi. Polisin özlük haklarında yapılan iyileştirmeye de değinen Erdoğan, göreve geldiklerinde en düşük polis maaşının 662 YTL olduğunu, bu rakamın ikitdarları döneminde yüzde 167 oranında artarak bin 776 YTL'ye yükseldiğine dikat çekti. Erdğan, polislerin lojman sıkıntısını çözmek için de TOKİ aracılığıyla 10 bin konutun yapımına başlandığını açıkladı. Yemeğe Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, üst düzey emniyet amirleri ve polis memurları katıldı.







