Zekâsına hayranım Kılıçdaroğlu'nun... Yıllardır AKP'yi köşeye sıkıştıramayan CHP'ye kan getirdi atak dövüştürüyor...
Belge buldu, belge çıkarttı, canlı yayında tartıştı, gündeme yolsuzlukları soktu, tartışmaların kendisine yaradığını gördü, üstüne gittikçe gidiyor...
Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan-Baykal canlı yayın tartışması bu aşamada gerçekleşmez...
Kendisine hatırlatmalıyım ki, Tayyip Erdoğan bu aşamada bu tartışmayı zinhar kabul etmez...
Neden diyecek olursa:
1) Ekim 2002'deki tartışma seçim öncesiydi...
Tayyip Erdoğan henüz Başbakan olmamıştı...
Bir oldu pir oldu...
Ondan sonra ara ki bulasın Başbakan'ı...
2) Adım gibi biliyorum Başbakan'ı sıkıştırır sorarlarsa diyecek ki "Öyle her istediklerinde niye tartışıyormuşum?.. Demokrasilerde tartışma sandıkta olur... Sandığa gittik, aldılar boylarının ölçüsünü... Geçiniz bunları işlerimiz var yapacak..."
3) Ama benim tanıdığım Kılıçdaroğlu pes etmeyecek...
Amerika'daki Başkan adaylarının televizyon tartışmasını örnek gösterip, bastıracak...
"Kaçıyorsunuz..." diyecek, "Belgelerden, canlı yayından, kamuoyunun önünde tartışmadan kaçıyorsunuz" diyecek...
4) Gözler tekrar Başbakan'a dönecek.
Tahminim bu aralar Ergenekon mergenekon kesmez, CHP için harıl harıl yolsuzluk iddiaları getirmeye hazırlanıyor iktidar...
Dengir Mir Fırat, canlı yayında ilk ipucunu verdi Kılıçdaroğlu'na dönerek "Sizin hakkınızda da bana bir sürü ihbar geliyor... Ama araştırıyorum... Belge olmadan konuşmuyorum..." diyerek aba altından sopasını gösterdi...
Yakında bekleyin iktidar gündemi çevirmek için yeni bir manevra yapacak...
5) Canlı yayına gelecek olursak Başbakan'ların seçim zamanı dışında canlı yayına çıkmak gibi zorunlulukları yok...
Zaten Kılıçdaroğlu da Başbakan'ın canlı yayına çıkmayacağını biliyor...
"Kaçtı" demek için üstüne üstüne gidiyor...
6) Başbakan ve iktidar partisi bilmeli ki Belediyeler'de, Deniz Feneri'nde, RTÜK'te bir kere yolsuzluk iddiaları gündeme oturmuştur...
Bundan sonra Kılıçdaroğlu'ndan, Abdüllatif Şener kardeşlerinden ve hatta Devlet Bahçeli'den zaman zaman mitralyöz tipi seri atışlar gelecektir...
7) AKP iktidarı 6 yılın sonunda, Özal'ın ikinci dönemi, Demirel'in her dönemi, Ecevit'in nadir dönemlerinde olduğu gibi, ülkeyi yolsuzluklar gündemiyle aktif muhalefetin ortasında yönetmek zorunda kalacak...
İktidar iktidar gibi, muhalefet de muhalefet gibi...
Gazanız mübarek olsun...
Demokrasi kazansın!..
VENEDİK VE 122 KADINLA OLAN CASANOVA
Haberlerden anlıyorum ki, bu bayram Türk turistler için Venedik modadır...
Ben Venedik'te değilim, ama Büyük Kanal'da veya Rialto Köprüsü'nde gezerek romantizm, aşk tazeleyecek olan arkadaşlara bir öneride bulunabilirim...
170 civarında kanal ve yaklaşık 400 köprünün olduğu Venedik'te geziyorsanız, gondolla giderken Giacomo Casanova'nın evine dikkat edin...
Dünya erkeklerinin "çapkınlık rol modeli" olarak aldığı ve benzemeye çalıştığı Casanova, aslında bugünkü ucuz fuhuş rezilliklerine göre melek sayılırdı...
73 yıllık hayatı boyunca 120 kadınla beraber olduğunu söyler Casanova...
Venedik'te doğdu1725-1798 yılları arasında yaşadı ve hep kadınları keşfedilmesi gereken birer hazine olarak gördü...
Dünyayı dolaşarak hayatını yaşayan bir zevk adamı ve kendi servetini kendi yapmış bir yazardı...
Sosyal, yetenekli, duygusal ve çekiciydi...
O ilişkiye girdiği her kadına aşık oldu... Ünlü Fransız sosyolog Jean Baudrillard Casanova'yla günümüzün ucuz çapkınlarını karşılaştırmanın hata olduğunu söylüyor:
"Casanova'nın amacı hiçbir zaman kadınlarla birkaç saatlik eğlence olmadı... Kadınların onun akıl ve kültür düzeyinde konuşmaları hep iştahını kabarttı..."
Ama günlüğünde kadınlarla ilgili altını çizdiği cümle Casanova'nın hayatını ve inancını esas anlatan cümledir:
"Bir sürü kadınım oldu...
Eğlendim, oynadım, küçük gördüm, görüldüm...
Aşkın dünyadaki en büyük merak olduğunu anladım...
Merak bittiğinde ya da giderildiğinde aşkın yok olduğunu öğrendim..."
ÖLEN GALATASARAYLI KARDEŞİM...
Benim Show TV'deki haber bültenimin en renkli simalarından Bay Kubidik'in abisiydi Alpaslan...
Futbol Ateşi programını yaparken, UltrAslan grubunu canlı yayına stüdyoya o getirmişti...
Hasta derecede Galatasaraylı, sapına kadar da centilmen bir futbolseverdi...
Bizim Çarşı'dan Alen, Genç Fenerbahçeliler'den Yüksel programa geldiklerinde görmüştüm ki, tribün lideri bu çocuklar kendi aralarında herkesten çok arkadaştırlar...
Birbirlerini korumakta, kollamaktadırlar...
Kendi aralarında anlaşıp kamuoyuna öyle konuşmaktadırlar...
Taraftar liderleri bu konuda yöneticilerden bile ilerdedirler...
Alpaslan böyle bir Galatasaraylı arkadaş, ailesinden bana özel yakın bir kardeşti...
Dün sabah tatil için Antalya'ya giderken Bursa yakınlarında bariyere çarpmış, kemer takmadığı için arabadan fırlayıp ölüvermiş...
Annesi, "Bir kurban almaya karar vermiş kader..." demiş...
Acaba kemerini taksaydı yine alır mıydı kader onu?..
Bilmem, bilemem...
Bugün Şişli Camii'nde ikindi namazı kılındıktan sonra defnedilecek kardeşim...
İstanbul'da değilim ama ona sarı, kırmızı ve beyaz çiçeklerle siyah kurdeleden oluşan bir çelenk göndereceğim...
Bugün Çarşı grubu, Genç Fenerbahçeliler herkes cenazede olacak...
Cennetten seyret kardeşim...
Kurduğun dostluklar cenazende renk renk çiçek olacak...
Hoşçakal Alpaslan...
Mekanın cennet sarı kırmızı güllerle karşılasın seni kardeşim...
Reha Muhtar







