Türkiye'de bu başkaldırı
Tavernise, New York Times'taki haberinde, ailesi ve arkadaşlarının karşı çıkmasına rağmen 16 yaşında türban taktığını ve bunu severek, inanarak
![]() |
| Sabrina Tavernise Havva Yılmaz |
Ailesinden daha dindar
İslam dünyasında benzer gençlerin önayak olduğu bir 'dini uyanış' yaşandığından söz eden New York Times muhabiri Tavernise, artık 21 yaşında olan Yılmaz'ın ailesinden daha dindar olduğunu, başörtüsü takan annesinin buna rağmen Kuran'ı kızı gibi Arapça okuyamadığını, ailenin diğer fertlerinin 5 vakit namaz kılmadığıını, endüstrileşme döneminde köyden şehre göçen tipik Türk ailelerinden olduğunu belirtti.
'Eski general Atatürk'
Tavernise, Havva Yılmaz'ın başörtüsü taktıktan sonra kimliğini ancak bulabildiğini, bunun Türkiye'nin modern kimliği karşısında paradoks yaşattığını ileri sürdü. Halen 'dindar müslümanlar' tarafından yönetildiğini yazdığı Türkiye'de geçerli ideoloji ve hukukun laik olduğunu kaydeden Tavernise, bunun, 'Eski general' diye söz ettiği, Türkiye'nin Osmanlı doğusu ile bağlarını kesip batıya iten Mustafa Kemal Atatürk'ün 1920'lerde başlattığı otoriter idareye kadar geri gittiğini iddia etti. Buna rağmen, bugün pekçok gence göre özgürlüğün anlamının 'islamı yaşamak', ifade özgürlüğünün anlamının ise başını kapatmak şeklinde algılandığını da ileri süren New York Times muhabiri
Tavernise, bu gençlerin özgürlük ve ibadet, modernlik ve gelenekler, hatta doğu ve batı arasında mevcut olan bulanık farklılıkların yeniden belirlenmesine çalıştıklarını yazdı.
Laik genç kızlar Marx'ı Marks&Spencer sanırmış
NEW York Times'ın Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise, Türkiye'deki türbanlı genç kızların 'ne kadar kültürlü' ve 'her türlü özgürlüğü savunan, demokrasi yanlıları' olduklarını her fırsatta vurgulamak için, yazısında çeşitli örnekler de verdi. Örneğin Havva Yılmaz'ın, " Eşcinsellere özgürlüğü de savunuyoruz" sözlerine yer veren Tavernise, Marx dendiğinde başı açık kızların İngiliz " Marks & Spencer" alışveriş merkezini anladıklarını, türbanlıların ise bunun ünlü filozofun adı olduğunu bildiklerini öne sürdü.








