'Araf'ın yönetmeni Biray Dalkıran: Türk filmleri sayıca çoğaldı. Bu da yeni türlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Türkler'de Osmanlı'dan bu yana süregelen bir korkuya hayranlık vardır. Korku filmleri de insanı deşarj eder. Korktuğum için 3 gündür kendi filmimi seyrediyorum.
Büyü'nün yapımcısı Servet Aksoy: Türkiye'de çok korku öğesi var. Yasaklar, kürtaj, büyü, yatırlar, evliyalar, köylerde dolaşan cinler... Fakat, seri katil filmi yaparsanız tutmaz.
Gen'in yönetmeni Togan Gökbakar: Bu moda 15-20 filmden sonra durgunluk dönemine girer. Seyircide Türk korku filmlerine karşı hala bir önyargı var. Seyircideki bu önyargı belki 10 yıl sonra kırılabilir.
Sosyolog Nilüfer Narlı: Türk korku filmleri Batı'daki örnekleriyle benzeşmeler gösteriyor. Fakat onlardan farklı olarak kültürünü yansıması sonucunda hayali, doğaüstü varlıklar da öğe olarak kullanılıyor. Büyü, cin çarpması, peri masalları gibi olayların bizim kültürümüzdeki yeri inkar edilemez.
Komedi yerine korku
Türk sinemasında son dönemde en revaçtaki yapımlar korku filmleri. 3 yıl önce 'Okul' filmiyle başlayan sürecin son örneği Altın Portakal'da gösterimi yapılan 'Araf'. Yapımcılar ve yönetmenler komedi filmlerinin gözden düşmesini, korku filmlerinin yükselmesini değerlendirdi:







