Cemaatin aileleriyle birlikte yaklaşık 10 milyon kişiye ulaştığını söyleyen Ustaosmanoğlu, 'Cemaatimizin kendini ifade ediş şekli tasavvufa nisbetledir. Zaten mesele de burada başlıyor. Hadiseleri tamamen satıhta görmek ve göstermek isteyenler biraz da art niyetli iseler meseleyi istedikleri şekilde istedikleri yere çekebiliyorlar' diyor. Cinayetlerin ardından basında yer alan haberlerle ilgili olarak da yorum yapan Ustaosmanoğlu, 'İşte market meselesiydi, deniz sefalarıydı, villalardı vesaire. Peki bunlar yokken İsmailağa Cemaati'ne saldırılmıyor muydu? Mesele daha derinlerde araştırılmalı' diye konuşuyor ve Vatikan'ı işaret ediyor.

Cemaatten de yanlış işlere girebilecek insanların bulunduğunu söyleyen Saadettin Ustaosmanoğlu medyaya da eleştirilerde bulunarak' İsmailağa Cemaati'ne bağlı birileri hata yapmaz mı, günah işlemez mi, tabii ki yapar, mesele bir hata varsa bunun üzerine hangi niyetle gidildiğindedir. Yoksa çevirirsin iki sarıklı cüppeliyi, bir iki tuzak soru, işte sana tasavvuf'un keyfiyeti diye yutturursun' yorumunda bulunuyor.

KENDİNE DİKKAT ETMELİ

Cemaat lideri Mahmut Hoca'nın damadı Hızır Ali Muratoğlu'nın 1998'de öldürülmesi ve İsmailağa Camii'nde işlenen Bayram Ali Öztürk cinayetleriyle de adı ilişkilendirilen Cüppeli Ahmet lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü'yle de ilgili sorulara yanıt veren Ustaosmanoğlu, 'Mahmut Hoca ölsün de yerine ben geçeyim diye bir cümleyi kimse sarf etmez edemez. Zaten bu konu batın nisbetiyle (tasavvufi anlamda gönül bağı) ilgilidir. Yerine kimin geçeceği irşad makamında olanın bile o anki bilgisi dahilinde değildir. Tasavvufu bilmeyenlerin bu niyetle öldürme ameliyesine girişmeleri de sadece ahmaklıktan ibarettir' diye konuştu.

Jet-skili Malta tatili görüntüleri konusuna da kendi uslubuyla yorum getiren Saadettin Ustaosmanoğlu, 'Toplumun önünde görünen bir insan kendine dikkat etmeli. Evinize televizyon sokmayın deyip de kendi televizyon almamalı, çocuklarınızı okula göndermeyin deyip de kendi çocuğunu ne idüğü belirsiz kolejlere göndermemeli vesaire. Bir dünya görüşüne mensup olan insan o dünya görüşünün ölçülerini zedeleyen işlerden uzak durmalı. Toplumun önünde duran insanlar daha fedakar olmalıyken tabii ki Maltalar'da bilmem nelerelerde sefa sürmenin mantığı yok. İşin ilginç yanı bu tür meseleler ortaya çıktığında Ahmet Hoca'nın mahkum bir tavırla savunma psikolojisi içine girmesi. Çıkıp konuşacaksın kardeşim villa da alırım jet-ski'ye de binerim diyeceksin. Kaldı ki sana saldıranların bütün hayatları bu işlerle meşgul olmaktan ibaret' diyor.

YENİ CİNAYETLER BEKLİYORUZ

Cami cinayetlerinin özel bir mesaj niteliği taşıdığını söyleyen Ustaosmanoğlu, 'Hızır Ali Muratoğlu ve Bayram Ali Öztürk'ü de sabah namazına camiye giderken risksiz şekilde öldürmek mümkünken neden en yüksek riski göze alarak camide öldürdüler? Yoksa katiller mazoşist miydiler? Bu soruların arkasında sorular var. Bu sebeple meseleyi Vatikan'da, Patrikhane'de, Batı'da aramak daha mantıklı. Biz şimdi üçüncü cinayeti bekliyoruz. Beklediğimiz cinayet öyle uzun zaman beklenecek cinsten değil, istihbari bilgiler bunu işaret ediyor; bugün de olabilir yarın da. Hak'tan gelen düğün bayram' dedi. İsmailağa Cemaati'nin ekonomik olarak 200 milyon dolara sahip olduğu iddialarına da şiddetle tepki gösteren Ustaosmanoğlu, 'Bunu söyleyen nesebi gayri sahihtir. Bir vakıf var ve bu vakfın gelir gider kayıtları da devletin kontrolünde' diye konuştu. Cemaatin suskunluk haliyle de ilgili yorum yapan Ustaosmanoğlu, 'Cemaat bu işin, yani Bayram Hoca cinayetinin derinlerden geldiğine inanıyor. Bu çetelerin, bu tür işlere yine tevessül edeceği ihtimali üzerinde duruyor. Ama zaten günlük telaşesinden baş kaldıramayan ortalama Türk halkının temsil ettiği cemaat, bu işlere derinlemesine girme fırsatına sahip değil. Herkes ibadetinde, zikrinde, fikrinde.'