Medyada köşe yazarları Bedri Baykam'ın bıçaklanmasına ilgi gösterilmediği için isyan etti... Yılmaz Özdil, Bıçaklanan "sanatçı" CHP'li olduğu için mi diye sorarken Bekir Coşkun isyanını 'İnsanlık Anıtı' Elinde Bıçak Bekledi' başlıklı yazıyla dile getirdi..
Hürriyet Gazetesi'nden Yılmaz Özdil yazdı...
Tablo
"Sanatçı" ve "asistanı"nı vurdular, tarihinde türkü çalmayan tivi kanalları, 128 saat kesintisiz canlı yayın yaptı... "Sanatçı" ve "asistanı"nı bıçakladılar, entel görünmek için bütün gün bienal yayınlayan tivi kanalları, zahmet edip canlı yayın bile yapmadı, zırt diye geçiştiriverdi.
"Sanatçı"yı vurdular, polis dört tane özel ekip oluşturdu, İstanbul'dan Irak'a, Diyarbakır'dan Suriye'ye fellik fellik vuranı aradı, helikopterler, hatta dalgıçlar bile devreye sokuldu, milli istihbaratla koordineli gece baskınları yapıldı, pijamayla enselendi... "Sanatçı"yı bıçakladılar, bıçaklayanın arkadaşı gazeteye telefon edip kimliğini ihbar etti, buna rağmen baktılar ki, kimsenin aramaya maramaya niyeti yok, bıçaklayan adam gitti kendi kendine teslim oldu.
Vurulan "sanatçı" AKP'den mebus adayı olmak istediği için, başbakana "delikanlının hasosusun" diye cepten mesaj attığı için, vuran'ın arkasındaki güçlerin kim olduğu aranıyor, Engenekon'dan PKK'ya kadar, alayı zanlı ilan edildi... Bıçaklanan "sanatçı" CHP'li olduğu için, başbakanı eleştirdiği için, bıçaklayan'ın arkasındaki güçleri kimse merak bile etmedi.
Vurulan "sanatçı"nın odasına polis diktiler, hastane kordona alındı, özel timler tarafından korundu... Bıçaklanan "sanatçı" hastabakıcıların vicdanına terkedilmiş vaziyette.
Vurulan "sanatçı"nın çiğ köfte istediğini bile manşet yapan yandaş medya, bıçaklanan "sanatçı"nın bıçaklandığını bile lütfedip tek satır haber yapmadı.
Vurulan "sanatçı"yla bıçaklanan "sanatçı"yı aynı hastanede ameliyat ettiler. Doktorlar, vurulan "sanatçı"yla ilgili günde üç defa basın toplantısı yapıp, bilgi verdi. Aynı doktorlar, bıçaklanan "sanatçı"yla ilgili basın toplantısı bile yapamadı; çünkü, merak eden basın yok.
Vurulan "sanatçı" için Profesör Mehmet Öz'ün Amerikalı kayınbiraderi Doktor Michael Lemole'u getirmeye kalktılar, Amerikalı fizyoteparist getirdiler, Allah'tan sanatçının ailesi "Biz doktorlarımızdan memnunuz" diyerek, engelledi... Bıçaklanan "sanatçı"ya doktor moktor aranmadığı gibi, şu anda ilgilenen doktorları kim, onu bile öğrenemedik.
Vurulan "sanatçı"yı Başbakan, Sağlık Bakanı, Kültür Bakanı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Kamu Düzeni Müsteşarı, İstanbul Valisi, Hadise ve Tarkan hastanede ziyaret etti; Başbakan Yardımcısı komadaki sanatçının siesta için gözlerini dinlendirdiğini zannedip, "Uyuyordu, uyandırılmamasını rica ettim" dedi... Bıçaklanan "sanatçı"ya gelen giden yok, telefon yok.
Vurulan "sanatçı" Sağlık Bakanlığı'nın özel uçağıyla Almanya'ya gönderildi, ki, sırtımızda taşısak yeridir, borçluyuz bize güzellikler yaşatan her "sanatçı"ya... Bıçaklanan "sanatçı" ise, bırak ambulansı mambulansı, sokak ortasında çaresizce yardım istediği halde, yoldan geçen araçlar kapılarını kilitleyip kaçtığı için, kendi cebinden tuttuğu taksiyle gidebildi hastaneye.
Hülasa...
New York'tan Paris'e, Roma'dan Viyana'ya, Cenevre'den Münih'e sayısız sergi açıp, Türkiye'nin çağdaş yüzünü göstermeye gayret etti ama... Memleketi en iyi anlatan tabloyu, kendi "kan"ıyla çizeceğini sanırım hiç düşünmemişti Bedri Baykam.
Cumhuriyet gazetesinden Bekir Coşkun/yazdı
'İnsanlık Anıtı' Elinde Bıçak Bekledi
İnsanlık Anıtı Heykeli'nin ayakta kalması gerektiğini söyleyip salondan çıktığında, "insanlık anıtı" onu elinde bıçakla köşede bekliyordu...
Bedri Baykam sordu:
"Sen kimsin?.."
"İnsanlık anıtı..."
Muhtemelen "insanlık anıtını" görünce Bedri ilk kez korkup bağırdı:
"İmdattt..."
İnsanlık anıtı onu "kaçma..." diyerek kovaladı...
Yakaladı ve bıçakladı...
Sonra oradan kaçtı "insanlık anıtı..."
Bedri yerden kalkıp sürünerek yola çıktı, yoldan geçenlere beni hastaneye götürün diye yalvardı...
Yöneldiği arabanın direksiyonunda "insanlık anıtı" oturuyordu.
Baktı ki yaralı bir insan, kan kaybediyor, hastaneye yetiştirilmesi lazım...
Kapıyı kilitledi ki binmesin...
"İnsanlık anıtı" gaza basıp gitti...
Diğer arabalarda da "insanlık anıtları" oturuyordu...
Tümü kapılarını kilitlediler...
Gözüne bir yaya "insanlık anıtı" ilişti...
Ona "Ambulans çağırın" dedi...
"İnsanlık anıtı" ona sırıtarak yanıt verdi:
"Nereye abi?.."
"........?"
"Belediye otobüsü olmaz mı?..."
Dün medyadaki "insanlık anıtı" da tabii ki oturup yorum yazmıştı:
"Hak ettiğini buldu..."
Bir başka "insanlık anıtının" görüşü ise şöyleydi:
"İslama dil uzatırsan olacağı budur..."
Bir diğer "insanlık anıtı":
"Ölseydi ya..."
Polis seferber oldu, birkaç saat içinde elinde bıçak olan "insanlık anıtını" yakaladı...
Ama öbür "insanlık anıtları" oradalar...
Tiyatroları kapatıyorlar...
Heykelleri yıkıyorlar...
Tehdit ediyorlar...
Bağırıyorlar...
Çağırıyorlar...
Kızıyorlar...
Asıyorlar...
Kesiyorlar...
Her yerdeler...
Heykeltıraş Mehmet Aksoy da tutturmuş "insanlık anıtı" yapacağım diye...
Ne lüzumu var?..
Akşam gazetesinden Oray Eğin yazdı
Bedri Baykam'ı kim bıçakladı?
Beşiktaş ilçesinde CHP'li belediyelerin eseri olarak yapılan iki bina var. Bir tanesi Mustafa Kemal Kültür Merkezi. İçinde kocaman bir sergi alanının, tiyatronun yer aldığı binanın asıl gelir kaynağı girişindeki süpermarket. Bu süpermarket nedense uzun zamandır ilgimi çeker benim. Zaman zaman 'laik duyarlılığın merkezi' diye dalga geçerim.
Tam da içinde yer aldığı binanın adına uygun bir müşteri kitlesi var. Laik elitler haftalık alışverişlerini buradan yapıyor.
Burası bir anlamda Georgetown'a benzer. Washington DC'nin bu semtine metro hattı uzanmaz. Fakirler (siyahlar tabii!) gelmesin, suç oranı artmasın, oradaki beyaz hayat bozulmasın diye...
MKM'deki süpermarket de sadece belli bir kesime ayrılmış gibidir. 'İzmirli Laik Teyze' prototipi var ya, daha otoparktaki hal ve tavırlarından kendilerini başkalarından daha üstün, daha medeni, daha uygar gördüklerini anlarız.
Beşiktaş ilçesinin benzer duyarlılıklara sahip bir diğer binası da Akatlar Kültür Merkezi'dir. Burası da sık sık Cumhuriyetçi, laik duyarlılığı olan sanatçılara yapılan saygı geceleriyle hatırlanır. Haklarını da yemek gibi olmasın, büyük emek verilerek düzenlenir bu geceler, katılanlar hep çok iyi bahseder. Bir benzeri olmadığı için de desteklenmesi gerekir böyle organizasyonların.
Beşiktaş, geleneksel olarak hep sol belediyeleri seçmiş bir ilçe. Sol belediyeler de temel görevlerinin yanı sıra bu ilçeye genellikle sanatla, kültür hizmetiyle karşılık verdiler yıllar içinde. Çünkü çağdaşlık ölçütü heykeldir, konser salonudur, kültür merkezidir onlara göre. Bu düşüncede bir haklılık payı da var.
Türkiye'nin sesi en fazla çıkan sanatçılarından Bedri Baykam işte bu anlattığım Akatlar Kültür Merkezi'nin otoparkında bıçaklandı. Hiç kimse yardımına yetişmedi. Belki orada hayatını kaybedecekti, sadece ihmalkarlık yüzünden.
Acılar içinde kıvranırken yardım istediği biri arabasıyla son sürat olay yerinden uzaklaştı. Ne kadar aşağılık biriymiş meğerse...
O arabayı süren adam var ya...
Sorsanız en büyük Cumhuriyetçidir, sorsanız laikliğin bir numaralı bekçisidir, en çağdaş, en medeni, en Batılı odur. Etiler ve Levent'te oturuyordur, bunu da bir kimlik haline getirmiştir büyük ihtimalle.
Ama bütün bu değerlere hayatı pahasına sahip çıkan, bunun için bedel ödeyen, beğenin beğenmeyin, katılın katılmayın bir mücadeleye yıllardır baş koymuş ve bundan vazgeçmeyen sanatçısına sahip çıkmayı aklının ucundan bile geçirmez. Halbuki Bedri Baykam tam da Akatlar Kültür Merkezi'yle, buraya giden insanlarla bir gönül bağı, ortak duyarlılığı olduğu için kendisine ifade alanı bellemiştir burayı.
Arabaya bile almadılar.
Çağdaşlık ölçüsü bina yapmak değil. Bir yere istediğiniz kadar kültür sanat merkezi dikebilirsiniz, istediğiniz kadar heykel yerleştirip, istediğiniz kadar etkinlik düzenleyebilirsiniz. Konserler, tiyatrolar, film gösterimlerini teşvik edebilirsiniz.
Ama bütün bunlar bir duyarlılık olarak insana geçmiyorsa elden ne gelir ki?
Arabasıyla hızla uzaklaşan adam sadece Bedri Baykam'ın bıçaklanmasıyla ilgili bir mesele değildir. Bu kayıtsızlık aynı zamanda kendi ülkesine, olan bitene duyarsızlıkla bir arada oluşmuştur yıllar içinde. Yıllarca oy vermeyen, kendi ülkesi üzerinde düşünmeyen, endişelenmeyen, sokağa dökülmeyen, 'Aman bana ne' diyen bir laik duyarsızlıktır asıl problem.
Bedri Baykam'ı, hepimizi asıl yaralayan da bu olsa gerek. Sen kalk yıllarca dil dök, insanları örgütlemeye çalış, birlik bütünlük mesajları ver, toplu halde eyleme geçilmesi için motive etmeye çalış ve ilk zora düştüğünde, üstelik de kendi mahallende sana yardım edecek bir el bile çıkmasın.
Söyleyin, değer mi?
Bu insanlar için kendinizi feda etmeye değer mi?
haber3.com
'Bedri'ye, Tatlıses Kadar İlgi Gösterilmedi'
Köşe yazarları Bedri Baykam'ın bıçaklanmasına ilgili yazı yazdı.







