Milliyet Gazetesi köşe yazarı Hasan Cemal, darbe sürecinde Türkiye'yi anlattığı "Yalman ve Eruygur Paşalar!" başlığını taşıyan yazıda, askerin Kıbrıs muhtırasının nasıl engellendiğini anlattı. Yazısında, 2003 ve 2004 yıllarında asker ve bürokrasi tarafından hükümetin önüne çıkarılan ilk engelin Kıbrıs'la ilgili Annan Planı'nın desteklenmesi olduğu belirten Cemal, Türkiye'nin AB'ye uyumu, özellikle demokratikleşme adımlarının askeri rahatsız ettiğini yazdı. Yazıda, 2003'le 2004'de, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman'la Jandarma Komutanı Org. Şener Eruygur'un kontrolünde, bir yandan psikolojik savaş yöntemleriyle Annan Planı'nı savunanlar sindirilmek istenirken, öte yandan hükümete baskı uygulandığı belirtildi. Özellikle Rauf Denktaş ve Ankara'daki Denktaşgillerin, Yalman ve Eruygur Paşalardan çok şey beklediklerini anlatan Cemal, " Bu iki komutan, ellerinden gelebilse, ikinci bir 28 Şubat başlatacaklardı. Bunun için medya ve iş dünyasının büyükleriyle temaslar yürütüldü, ikna çabaları sarf edildi. Ama sonuç alınamadı" ifadelerine yer verdi.

GÜL'ÜN TALİMATLARI

Bunun üzerine askerin kendi iç dünyasına döndüğünü dile getiren Cemal, Kıbrıs meselesinde Annan Planı'yla ilgili en kritik New York Zirvesi sırasında bir bildiri yayınlanması fikrinin gündeme getirildiğini açıkladı. 2003 başlarında Annan Planı'nı, hükümetle Çankaya'da varılan mutabakata rağmen Denktaş'ın askerden gelen telefonların güvencesiyle reddettiğini dile getiren Cemal, Annan Planı'yla ilgili Abdullah Gül'ün resmi talimatının Denktaş'ın eline ulaşmasıyla muhtıra beklentilerinin sona erdiğini yazdı.

ÖZKÖK'ÜN DEMOKRATİK TAVRI

Cemal, Kıbrıs'la ilgili olarak askerin değil, hükümetin dediğinin olmasında önemli rol oynayan zamanın Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün muhtırayı engellediğini önemle vurguladı. Cemal, yazısında şu önemli ayrıntının da altını çizdi: "Özkök Paşa, Annan Planı konusunda hükümetle farklı görüşte olduklarını kapalı kapılar arkasında Erdoğan- Gül ikilisine bildirmiş, ancak son söz hakkının hükümet olarak onlara ait olduğunu da belli etmişti. Paşa bu konuda kendisini arayan Denktaş'a da 'Anayasal olarak yapabileceklerimiz bu kadar!' diyerek bir demokrasi dersi verdiği kulislerde bilinir."