Orgeneral Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığı'nda düzenlenen " Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler" konulu sempozyumun açılışında konuştu. Terörden sınırötesi operasyona, Barzani'den PKK'ya, ABD'den AB'ye, enerjiden hükümete, Cumhurbaşkanlığı seçim sisteminin değişikliğinden ABD'nin F-16 ihlaline ve Bingöl'deki tren sabotajına kadar çarpıcı açıklamalar yaptı, net mesajlar verdi. İşte Paşa'nın sözleri:
SINIRÖTESİ HAREKAT
Sınırötesi operasyon için yazılı talep vermem. Kuzey Irak'ta sadece PKK varlığı değil, Barzani de söz konusu. 12 Nisan'da biz hem Türkiye'ye, hem dünyaya söyledik. Biz asker olarak hazırız. Hedefleri politik makamlar belirleyecek. İçeri girip sadece PKK ile mi mücadele edeceğiz, yoksa Barzani ile de bir şeyler yapacak mıyız? Hedef ne olacak? Bunlar sözlü olmaz. Benim önüme yazılı talimat gelmesi lazım.
SOĞUK SAVAŞ BİTTİ AMA...
40 yılı aşkın bir süredir devam eden soğuk savaş döneminin sona ermesiyle birlikte, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözünü doğrularcasına, her alanda önüne geçilmez bir şekilde esmeye başlayan değişim fırtınası, alışık olduğumuz politik, ekonomik ve güvenlik stratejilerini dayandırdığımız parametlerin çoğunu sarsmaya yönelmiş durumdadır. Bilimsel yaklaşım bizim için her zaman bir ışık olmuştur.
DEĞİŞKEN GÜVENLİK
Uluslararası güvenlik ortamı son derece değişken bir hal almıştır. Bu değişim sürecini doğru algılayabilen toplumlar, algılamayan veya yanlış algılayan, toplumlar, kendi geleceklerini etkileyeceklerdir. Değişim sürecini zamanında algılamayan toplumlar, maalesef bu sürecin sonucunu seyretmekle yetineceklerdir.
KARANLIK SAVAŞ
Karanlık savaş döneminde ülkelerin üzerine ekonomik manipülasyonlar, mikro etnik kışkırtmalar, rejimlerini ve düzenlerini yeniden tanımlamalar, ülkelere aşılanan renkli baş kaldırılar ve ülke isimlerinin önüne eklenmeye çalışılan akıl dışı sıfatlar, karanlık savaş olarak isimlendirilmeye çalışılan yeni yaklaşımlar olarak tanımlanabilir.
Etnik yapı üzerine siyasi söylem yüklenirse, etnik yapı ırkçı bir yapıya dönüşür. Eğer bu etnik yapı emeline silah zoruyla ulaşmak isterse, etnik milliyetçilik terör örgütü haline gelir. Türkiye'nin bugün karşı karşıya olduğu etnik milliyetçi faşist terör örgütü PKK, bu yapıdadır.
MÜTTEFİKLER ÜZÜYOR
Türkiye'nin, terörle mücadelesinde gereken uluslararası desteği alamadığı bir gerçektir. Açıkça ifade edeyim, müttefik olduğumuz ülkeler arasında PKK terörüne dolaylı ve doğrudan destek veren ülkeler de vardır. Bundan büyük üzüntü duymaktayız.
Türkiye'de kullanılan ve " Topuk koparan" olarak isimlendirilen mayınlar, her türlü cinayette kulanılan C4, A3, A4 ve benzeri gibi patlayıcılar, herhalde süpermarketlerden alınmıyor.
Türkiye'nin bütünlüğü, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olma özelliğini tehdit eden terörle mücadelede bizi asıl üzen husus, bu terörist hareketlerin bize karşı insan hakları dersi vermeye çalışan bazı ülkeler tarafından desteklenmesi olmuştur.







