ALİ SABANCI, İYİ Kİ O ZAMAN BENİ DİNLEMEDİN...
Geçtiğimiz hafta ekonomi sayfalarında önemli bir haber vardı.
Pegasus, Czech Airlines ve Smartwings Grubu'nun satın alımını tamamladı.
Toplam işlem bedeli 154 milyon avro.
Satın alma 1 Ekim 2026 tarihinde tamamlandı. Pegasus ve Smartwings'in birleşen filosu 175 uçağın üzerine çıkarken, iki şirketin hâlihazırda verdiği kesin uçak siparişlerinin toplamı da 140 uçağa ulaştı.
Bu haber benim için sadece bir havacılık haberi değildi.
Beni yıllar öncesine götürdü.

Pegasus ve Ali Sabancı...
İki binli yılların başıydı.
Sabancı ailesinin önemli isimlerinden Ali Sabancı, eski patronum Aydın Doğan'ın kızı Vuslat Hanım'la evliydi. Dolayısıyla Hürriyet ailesinin de damadıydı.
Ben de o yıllarda havalimanı muhabiriydim.
Özellikle yurt dışı gidiş ve gelişlerinde kendisiyle sık sık karşılaşır, sohbet ederdik.
Ali Bey, Hürriyet ailesinin damadı olmasının yanı sıra bizim için de her an bir haber konusuydu.
Güler yüzlüydü.
Sorulan sorulara inanılmaz akılcı cevaplar verirdi.
BOŞUNA ALİ SABANCI OLUNMUYOR...
Günler geçtikçe havalimanındaki arkadaşlığımız da ilerliyordu.
2004 yılının bahar aylarıydı.
Ali Bey yurt dışından geldi.
Pasaport kontrolünden sonra valiz alma bölümüne doğru yürürken sohbetimiz devam ediyordu.
Birden durdu ve bana dönerek:
"Ben yeni bir hava yolu şirketi kurmak istiyorum. Ne dersin?"
diye sordu.
Haydaaa!
Bu soru karşısında Faik Kaptan bir anda havalara girdi.
Koskoca Ali Sabancı, yeni kurmak istediği bir hava yolu şirketi için benim fikrimi soruyordu.
Kolay mı?
Ben de yılların havalimanı muhabiriydim!
Derin bir nefes aldım ve biraz da çok bilmiş bir edayla şöyle konuştum:
"Ali Bey, karar sizin. Ancak bana sordunuz. Benim fikrim, yeni bir hava yolu şirketi kurmak bu dönemde gerçekten çok zor. Bunu yapacağınıza, bakın HAVAŞ özelleşiyor. Onu satın alın. Böylece bütün hava yolu şirketlerinde söz sahibi olursunuz."
Ali Bey gülümseyerek bana baktı.
"Ama orada başkalarının sahip olduğu şirketlere hizmet edeceğim. Ben kendi hava yolu şirketim olsun istiyorum."
dedi.
Ben yine de ısrar ettim:
"Bakın, kötü bir İstanbul Havayolları örneği var."
Ali Bey ona da cevap verdi:
"Onlar iyi yönetilmediler."
Başka söyleyecek bir şeyim kalmamıştı.
Sadece:
"Hayırlı olsun."
dedim.
Ve konu kapandı.
ŞİMDİ ANLADINIZ MI BAŞLIĞI?
Aradan yıllar geçti.
Bugün geriye dönüp baktığımda o konuşmayı hatırlıyor ve kendi kendime gülüyorum.
Çünkü ben o gün Ali Sabancı'ya, yeni bir hava yolu şirketi kurmanın zor olduğunu söylemiştim.
O ise kendi bildiğini yaptı.
İyi ki de yaptı.
Çünkü bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda Pegasus, Türkiye sınırlarını aşmış, Avrupa'nın önemli havacılık oyuncularından biri olma yolunda büyük adımlar atmış durumda.
Pegasus'un 2005 yılında düşük maliyetli iş modelini benimsemesinden bu yana temel anlayışının "herkesin uçma hakkı" olduğu belirtiliyor. Bugün şirket 57 ülkede 161 destinasyona uçuyor.
İNEKLERİN OTLADIĞI BİR ALANDAN, 175 UÇAKLIK FİLOYA...
Beni bilenler bilir.
Havalimanı muhabiri olarak bu tür büyük ifadeleri pek kullanmayı sevmem.
Ama rakamlar ortada.
Pegasus'un Czech Airlines ve Smartwings Grubu'nu bünyesine katmasıyla iki hava yolunun toplam filosu 175 uçağın üzerine çıktı.
Üstelik 140 kesin uçak siparişi de bulunuyor.
Peki bu satın alma sadece uçak satın almak mı?
Bence kesinlikle değil.
Marka satın alındı.
Pazar satın alındı.
Trafik satın alındı.
Operasyon kabiliyeti satın alındı.
İnsan kaynağı ve iş ilişkileri satın alındı.
Ve belki de en önemlisi...
Avrupa'nın merkezinde stratejik bir platform satın alındı.
Smartwings, Orta ve Doğu Avrupa'da özellikle tatil ve charter taşımacılığında önemli bir konuma sahip.
20 ülkede 80 destinasyona uzanan bir ağı ve tur operatörleriyle güçlü iş birlikleri bulunuyor.
Czech Airlines ise dünyanın en eski hava yolu markalarından biri.
Dolayısıyla Pegasus'un yaptığı sadece bir şirket satın almak değil.
Bu, Avrupa'da yeni bir büyüme alanı açmak.
BİR ZAMANLAR BENİM FİKRİMİ SORMUŞTU...
Bugün hâlâ o günü hatırlıyorum.
Valiz bölümünde yürürken bana:
"Ben yeni bir hava yolu şirketi kurmak istiyorum. Ne dersin?"
diye soran Ali Sabancı...
Ben ise yılların havalimanı muhabiri edasıyla:
"Bence zor."
demişim.
Bugün Pegasus'un geldiği noktaya bakıyorum.
Sonra da kendi kendime diyorum ki:
"Faik Kaptan, sen gazeteciliğe devam et. Hava yolu şirketi kurma işini Ali Sabancı'ya bırak."
Bu arada araştırma yaparken Sayın Ali Sabancı'nın iyi yemek yaptığını, özellikle irmik helvasını çok iyi yaptığını da öğrendim.
Demek ki Ali Bey'in havacılık kadar mutfakta da iddiası var!
Belki bir gün onu da yazarız.
Ama bugün benim söyleyeceğim tek bir cümle var:
ALİ SABANCI,
İYİ Kİ O ZAMAN BENİ DİNLEMEDİN...
İyi ki kendi bildiğini yaptın.
Çünkü bazen insanın hayatındaki en değerli ders, kendi verdiği tavsiyenin yanlış çıktığını kabul edebilmektir.





