Paşabahçe Mağazaları’nın, Anadolu’ya ait olan ancak izinli veya izinsiz bir şekilde yurt dışına götürülen tarihi eserlerle ilgili farkındalık yaratmak ve bu konuda bilinci artırmak hedefiyle hazırladığı Kayıp Hazineler Koleksiyonu, özel ürünleriyle büyük beğeni topluyor.Koleksiyonda yer alan ‘Farisi Gümüş Maşrapa’ üzerindeki hayvan betimlemeleri ve floral desenleri ile dikkat çekiyor.

Paşabahçe Mağazaları, tarih ve sanatseverleri, Anadolu topraklarında binlerce yıldır var olmuş, ancak izinli veya izinsiz bir şekilde yurt dışına götürülen tarihi eserlere yer verdiği “Kayıp Hazineler Koleksiyonu” ürünleriyle buluşturmayı sürdürüyor.

Koleksiyonda, Osmanlı İmparatorluğu’nun en özgün gümüş sanatı işçiliği örneklerinden biri olan 17. yüzyıla ait II. Osman tuğralı gümüş bir maşrapadan esinlenerek tasarlanan ‘Farisi Gümüş Maşrapa’ öne çıkıyor. El imalatı camdan üretilen ve üzerindeki rölyef desenlerin tümü, platin ve eskitme boyalar kullanılarak dekorlanan ‘Farisi Gümüş Maşrapa’ hayvan betimlemeleri ve floral desenleriyle göz dolduruyor.

Döneminin en büyük kültür ve sanat merkezlerinden biri olan İstanbul, 16. ve 17. yüzyıllarda gümüş işçiliğinin de merkezi olmuş ve 19. yüzyılın sonuna kadar bu özelliğini korumuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun en özgün gümüş sanatı işçiliği örnekleri, 16- 17. yüzyıl arasında ortaya çıkmıştır.

Günümüzde Osmanlı dönemi gümüşleri çeşitli müzelerde sergilenmektedir. Yurt dışına götürülen Selçuklu, Memluk, Timur (Moğol), Endülüs ve Osmanlı dönemine ait İslam eserleri de birçok açık artırmada koleksiyonerler ile buluşmaktadır. Osmanlılarda gümüşten imal edilmiş her türlü eşyanın üzerine devrin sultanlarının tuğrasını vurma oldukça eski bir gelenek olduğu için eserlerin ait olduğu dönemler net bir şekilde görülmektedir.